Bir yılan hikayesi: Adil Öksüz… Deve değil, kuş değil… Yalanların son kırık...

Bir yılan hikayesi: Adil Öksüz… Deve değil, kuş değil… Yalanların son kırık halkası…

589
0
PAYLAŞ

 ABD ve Alman istihbarat teşkilatlarına, İngiltere Dışişleri Bakanlığı raporuna ve NATO’dan medyaya yansıyan görüşlere göre 15 Temmuz’un arkasında Fethullah Gülen’in olduğuna dair ‘kanıt’ yok. En uç rapora göre, ‘bireysel katılımlar’ var.
AKP hükümeti ve medyası bu raporlar karşısında iyice köşeye sıkıştı.
Bahsi geçen istihbarat teşkilatlarının dinleme ve bilgi toplama ağları tüm dünyayı kapsıyor. Bu ülkeler bilim ve teknolojide ne kadar önde ise istihbaratta da aynı ölçüde ileri. Üçünün bir konudaki ittifakı ve aynı yargıya varması iddia ettikleri konuda şüpheye yer bırakmaz.
Tüm bu realitelerin AKP hükümeti ve medyasının gözünde bir önemi yok. Onlar işlerine gelen, tasfiye için kullanışlı hükmü daha o akşam verdiler: “Cemaat yaptı.”
AKP ve yandaş medyanın elinde tek delil kaldı: Adil Öksüz.
Her gün manşet yapıyorlar.
Adil Öksüz’ü çekip alsanız darbe girişimini Cemaate yamamak için ellerinde başka bir şey kalmıyor. Bu nedenle Hürriyet’in yazarı Sedat Ergin de yazdığı yazıda sığınabileceği tek delil olarak onu buldu.
İki seçenek var. Öksüz ya Cemaat’ten veya bir istihbarat örgütü elemanı.
 
1. VARSAYIM: ADİL ÖKSÜZ CEMAAT MENSUBU
En büyük delil Adil Öksüz’ün Fethullah Gülen’le fotoğrafları olması.
Gülen’in yanına binlerce insan gidiyor ve yüzlercesiyle fotoğraf çektiriyor. Buna AKP’li bakanlar, milletvekilleri, belediye başkanları dahil. Bu fotoğraflarla bu insanlar Cemaat’ten mi oluyor? Öksüz, bir ilahiyatçı bir akademisyen olarak pekala ziyaret etmiş hatta orada kalmış olabilir.
Olsun yine de Öksüz Cemaat’ten diyerek devam edelim.
15 Temmuz akşamı 18.00’de darbe girişimi aleni olarak deşifre oldu. Genelkurmay tüm uçakların kalkışını yasaklattı. Peki Cemaat böyle bir darbe girişimini devam ettirecek kadar ‘akılsız’ olabilir mi?
Bastırılmış bir darbeyi, köprü kapatarak, komik atraksiyonlarla devam ettirmek, Meclis bombalamak, Saray’ın uzak bir köşesine bomba atmak sizce Cemaate atfedilecek eylemler midir?
Öksüz’ün o gece Akıncılar Üssü’nde bulunduğuna dair bir delil yok. Ne görüntü ne de fotoğrafı. 16 Temmuz’da sabah 10’da veya öğleden sonra 15’te Akıncılar üssüne 1 km. uzaklıkta bir tarlada göz altına alınıyor. Vaktiyle Cemaatin emniyet imamı olduğu iddia edilen Kemalettin Özdemir, 2012’de Adil Öksüz için “Cemaatin hava kuvvetleri imamıdır” ihbarını yaptığını söylüyor.
‘KONUŞUP SENARYOYU BERBAT ETMESİN’
MİT’in böyle bir ihbarı ciddiye almayıp Öksüz’ü takip etmediğini düşünmek saflık olur. Muhtemelen MİT, fiziki takiple sürekli Öksüz’ün peşindeydi. Adım adım izledi. Darbeye bulaştırmak için pusu kurup yakaladı. Akıncılar Üssü’ne sokmayı başaramayınca üs civarında bir tarlaya bıraktı. Yakalattı. Sonra “konuşup senaryoyu berbat etmesin” diye kaçırdı veya kaçmasına imkan verdi. Eğer Cemaat 2012’de deşifre olmuş bir elemanını hala o görevde tuttuysa kalan tek ihtimal bu.
Bir insan püskürtülen bir darbe girişiminin ertesi günü üs civarında ne arar? O saate kadar niye bekler?
16 Temmuz ve sonrası günlerde uçan kuşu ‘ne olur ne olmaz’ diye tutuklayan mahkemelerin üs civarında yakalanan bir insanı serbest bırakması mümkün mü? Binlerce hakimin meslekten atıldığını ama Öksüz’ü serbest bırakan hâkimin sadece açığa alındığını unutmayalım.
Asıl soru şu: 16-18 Temmuz şartlarında bir şüpheliyi kaybetmeyi MİT’ten başka kim başarabilirdi?
Yandaş gazeteler Öksüz’ün 11 Temmuz’da darbe talimatını almak için ABD’ye gidip 13 Temmuz’da döndüğünü yazdı. Buna göre Öksüz 13’ünde yurda dönüyor, 2 gün içinde organize edip 15 Temmuz’da darbe girişimi yapıyor!
Yandaş gazetelerin en komik iddiası şu: “Öksüz serbest kalınca iki cep telefonu da Öksüz’e teslim edilmiş. Bu sebeple Fethullah Gülen ile yaptığı görüşmeler tespit edilemedi.”
Yani yandaş gazete, Adil Öksüz’ün Fethullah Gülen’le görüştüğünden emin. Ama bir tek delil eksik. Eğer telefonlar iade edilmeseymiş ortaya çıkacakmış!
‘ASKERLER SİYASAL İSLAMCI İKTİDARI YERİNDEN EDİYOR’
Dünyanın en güçlü istihbarat örgütleri darbenin arkasında “Gülen yok” diyor, bireysel katılımlar olabileceğinden söz ediyor.
Hatta ABD Başkanı Donald Trump’ın eski Ulusal Güvenlik Başdanışmanı Emekli General Michael Flynn’ın 15 Temmuz darbesi yaşanıyorken (O sırada ABD’de gündüz) bir konferansta “ Beraber eğitim aldığımız bir generalle görüştüm. Türkiye’de şu anda bizim tanıdığımız askerler yönetime el koyuyor ve siyasal İslamcı iktidarı yerinden ediyor” diyor.
Bunu 15 Temmuz’da 8 ay sonra Cem Küçük ve Rasim Ozan gibi MİT ve Saray’dan beslenen yandaş yazarlar da itiraf etti:
“15 Temmuz ihanetinde F… dışındaki generallerden de büyük katılım olduğu yine somut bir bilgidir. %100 bilimsel gerçektir. Bu gerçeği inkâr eden komik duruma düşer. Devletin tüm birimleri bu bilgiyi teyit etmektedir.” “karma yapı”
“Fakat darbecilerin önemli bir kısmı ve özellikle üst tabakanın çoğunluğu biyografik istihbarat açısından incelendiğinde F… asla değildir. Artık bu konuda ülke olarak kendimizi kandırmayalım.”
ÖKSÜZ CEMAAT MENSUBU İSE
Adil Öksüz, darbe hareketlenmesini öğrendi. Gülen’e bu girişimi haber vermek için 11 Temmuz’da ABD’ye gitti. Emir komuta zinciri içinde darbe yapılacağını Gülen’e iletti.
2012’deki Gazeteciler Yazarlar Vakfı açıklamasına göre Fethullah Gülen “1971 darbesinde haksız yere tutuklanan, 1980 darbesinde 6 yıl bir suçlu gibi kovalanan, 28 Şubat postmodern darbesinin ardından da 13 yıldır memleketinden uzak yaşamaya mecbur bırakılan” bir insan. 28 Şubat’ın çok öncesinde “Gölcük’te hareketlenmeler var” diye devletin zirvesine (Demirel) haberler gönderiyor. Bunu destekleyen bir haber yandaş medyada çıkmıştı. Eski YÖK üyesi Prof. Şerif Ali Tekalan ve MEB üst düzey bürokratı Aysal Aytaç’ın darbe girişimi tehlikesini Süleyman Demirel’e iletiyor. Bir başka bilgi, Gülen’in 28 Şubat darbesinin sıcak günleri başlamadan bir grup gazeteciye Ekim 1995’te endişelerini “Askeriyede bir grup, muhtıra hazırlığı içinde.” sözleriyle iletmiş olması. Gülen’in darbecilere karşı tutum alınmasını isteyen sözleri o gün merkez medyasında alabildiğinde eleştirilmişti. Çünkü bu gün sivil darbeye teslim olmuş medya o gün askeri darbe peşindeydi.
Daha geçenlerde New York Times’a “Eğer Hizmet gönüllüsü gibi görünen birisi bilerek veya kandırılarak böyle bir darbe kalkışmasının parçası olmuşsa benim inandığım değer ve düşüncelere ihanet etmiştir” diyen ve darbelere karşı tutumu bu olan Gülen böyle bir duyum aldığında ne yapar?
Bir varsayım olarak şunu demiş olabilir: “Darbeyi desteklemeyin. Ama emir komuta zinciri içindeki bir girişimin önünde de durulmaz. Benim böyle bir şeyi duyurmam artık doğru değil. AKP’liler bizi dinlemez. Bir tanıdığınız aracılığıyla MİT’e haber verin.”
‘NİYE DARBEYİ İHBAR ETTİN’ TUTUKLAMASI
Bu tabi ki bir varsayım. Varsayımı güçlendiren gelişme 15 Temmuz günü “öğleye doğru” veya “14.45’te” Binbaşı H.A.’nın MİT’e ihbar yapması. Binbaşı H.A. bu ihbar sonrası terfi edeceğine veya ödüllendirileceğine şu an Cemaat bağlantısı iddiasıyla hapiste. Yani “niye darbeyi ihbar ettin” diye F…cü yaftasıyla tutuklandı.
Özetle “darbeyi ihbar eden binbaşı”, Cemaat mensubu iddiasıyla yani “darbeci” diye tutuklanıyor!
Bir başka iddia yandaş medyanın yere göğe koyamadığı “darbeci generali vuran kahraman astsubay” Ömer Halisdemir ile ilgili. Darbe yapmaya geldiği iddia edilen Tuğgeneral Semih Terzi, Ömer Halisdemir tarafından arkadan vurulmuştu. Halisdemir sonra bir başkası tarafından infaz edilmişti.
HALİSDEMİR’DE BYLOCK VAR MIYDI?
Pek çok haberinden MİT’ten bilgi aldığı çıkarımı yapılabilecek Emre Erciş geçtiğimiz şubat, şu tweet’i atmıştı: “Kulislerde dolaşan iddiaya göre 15 Temmuz gecesi şehid edilen Ömer Halisdemir’e ait telefonda ve hattında, BYLOCK bulunduğu yönünde!” Daha sonra şu tweet’i attı: “Şehid Ömer Halisdemir’in telefon veya hattında BYLOCK bulunması sadece BOMBA ETKİSİ yaratmaz. Aynı zamanda tüm ezberleri de bozar!”
ByLock listeleri MİT’te olduğuna göre Erciş’in bunu öğrenmesi ve tweet atması gayet normal. Ama bu doğru olsa bile şu konjonktürde MİT’in bunu gizleyeceği aşikar.
Bir gün ortaya çıkar ama eğer Halisdemir’in telefonunda ByLock var idiyse şehit edilmeseydi şu an F… iddiasıyla hapiste olacağı kesin.
ByLock kullanan bir “Cemaat mensubu”nun darbecilere  destek vermemesi bilakis darbecilerle mücadele etmesi Erciş’in dediği gibi tüm ezberleri bozacaktır.
 
NİÇİN 3 YIL BEKLEDİLER?
Adil Öksüz Cemaatin elemanı ve Cemaatin yüzleri aşkın generali var idiyse daha açık ifadeyle Cemaatin darbe yapmaya gücü yetiyor idiyse niçin bu kadrolar 3 yıl bekledi? Bu güç niçin, Erdoğan’ın Gülen’e ettiği  binlerce ağza alınmayacak iftira ve hakarete sabretti? Neden Cemaate yakın binlerce kurum ve şirketlere el konulmasını, devletteki kadroların tasfiye edilmesini bekledi?
Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın yaverleri, yüzlerce general ve 75 ilin emniyet müdürü, on binlerce polis, polis müdürü… her şey kaybedildikten sonra mı akılları başlarına geldi “Hadi artık darbe yapalım” dediler?
Yoksa işin aslı Alman ZDF kanalında İstihbarat Uzmanı Erich Schmitdt– Eenboom’un dediği gibi miydi: “CIA analizlerine göre yaşanan sözde darbe girişimi, Erdoğan tarafından gerçek bir darbeye engel olmak için gerçekleştirildi..”
AKPLİ NİYE SAKLASIN!
Samsun 1. Sulh Ceza Mahkemesi, İlkadım Belediye Başkanı Erdoğan Tok’un vekilinin başvurusu üzerine haberini yayınlayan internet sitelerinin haber linkine erişim yasağı getirdi.
Haberde Adil Öksüz’ün kaçışında AKP Samsun Milletvekili Fuat Köktaş ve AKP Samsun İlk Adım Belediye Başkanı Erdoğan Tok’un rol aldığı iddia edilmişti.
15 Temmuz Tiyatrosu’nda Akıncı Üssü yakınlarında yakalanıp serbest bırakılan akademisyen Adil Öksüz’ün AKP’li milletvekili Fuat Köktaş’a ait bir araçla Samsun’a geldiği ve burada İlk Adım Belediye Başkanı Erdoğan Tok’un evinde saklandığı ileri sürüldü.
İlahiyatçı olması nedeniyle hakkında ‘Hava Kuvvetleri İmamı’ safsatası uydurulan Adil Öksüz’ün ne şekilde Akıncı Üssü’ne gittiği ve serbest bırakıldıktan sonra uçakla Sabiha Gökçen Havalimanı’na ulaşması ve o andan itibaren kayıplara karışması bir türlü aydınlatılamamışken şimdi yeni iddialar gündemde.
Doğu Perinçek’e yakınlığıyla ve operasyonel dezenformasyon haberleriyle bilinen Aydınlık Gazetesi, Adil Öksüz’ün kaçışında AKP Samsun Milletvekili Fuat Köktaş ve AKP Samsun İlk Adım Belediye Başkanı Erdoğan Tok’un rol aldığını iddia etti.
Aydınlık’ın ulaştığı kaynaklar, Adil Öksüz’ün Samsun’un Yeşilyurt Limanı’ndan yurtdışına kaçtığını söyledi. Daha ilginç olanı Adil Öksüz’ün Samsun’a nasıl geldiği. Kaynaklar, Öksüz’ün Samsun’a AKP Samsun Milletvekili Fuat Köktaş’a ait bir araç ile geldiği yine aynı araçla Samsun İlk Adım Belediye Başkanı Erdoğan Tok’un evine gittiğini iddia etti. Aydınlık’a bilgi veren istihbarat ve emniyet kaynaklar, bu evde belli bir süre kalan Adil Öksüz’ün Samsun’daki Yeşilyurt Limanı üzerinden kaçtığını bildirdi. Samsun’dan Batum’a geçen Öksüz, iddiaya göre oradan da Kırgızistan’a geçti.
MOBESE GÖRÜNTÜLERİ NEREDE?
Bu gelişmelerin ardından Samsun’da bir Cumhuriyet Savcısı Adil Öksüz’ün evinde kaldığı iddia edilen Erdoğan Tok’u ifadeye çağırdı. Kaynaklar olayı şöyle anlattı: “Belediye başkanı iddiaları kabul etmedi. Savcı, Belediye Başkanı’nın önüne, Adil Öksüz’ün AKP Milletvekili Fuat Köktaş’ın aracı ile Tok’un evine geldiğini gösteren mobese kayıtlarını koydu. Bunun üzerine Tok, ifadesinde ‘Bana gönderildiğinde bu kişinin Adil Öksüz olduğunu bilmiyordum’ dedi. Bu gelişmeden sonra olayın üzeri kapatıldı.
YEREL BASINDA İMALI HABERLER
Samsun’da yayın yapan yerel basın da daha önce Adil Öksüz’ün Yeşilyurt Limanı’ndan yurtdışına çıktığını yazmıştı. Bunlardan biri yerel internet sitesi olan Forahaber, 1 Kasım 2016 tarihinde şöyle bir haber yapmış: “Halen firarda olan ve hakkında yakalama kararı çıkartılan Durmuşoğlu’nun Adil Öksüz ile birlikte Yeşilyurt Limanı’ndan kaçtığı iddia ediliyor.”
Yine yerel bir yayın organı olan Samsun Haber de 1 Eylül 2016 tarihinde olayla ilgili şöyle bir haber yapmış: “Darbe girişiminin ardından her yerde aranan Adil Öksüz en son Sakarya’da görülmüştü ve ondan sonra izini kaybettirmişti. İddialara göre Adil Öksüz, Samsun’a gelerek bir siyasetçinin himayesinde bir süre saklandıktan sonra deniz yoluyla Batum’a götürüldü. Adil Öksüz’e yardım yataklık eden siyasetçinin konuyla alakalı olarak ifadesinin alındığı da öğrenildi.” (AYDINLIK)
SAVCILIKTAN AÇIKLAMA GELDİ
Aydınlık Gazetesi’nin manşetinde bugün yer alan, AKP Samsun Milletvekili Fuat Köktaş ile Samsun’un merkez İlkadım İlçesi’nin AKP’li Belediye Başkanı Erdoğan Tok hakkındaki “Adil Öksüz” haberi ile ilgili Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yazılı açıklama yapıldı. Resmi internet sitesi üzerinden yapılan açıklamada, şöyle denildi:
“26 Mart 2017 tarihli Aydınlık Gazetesinde yer alan ‘Adil Öksüz’ü AKP’li Vekil Kaçırdı’ başlıklı haberle ilgili kamuoyunu doğru bilgilendirmek açısından aşağıdaki açıklamanın yapılmasına İhtiyaç duyulmuştur. Söz konusu gazetede yer alan haberdeki ‘Adil Öksüz’ün Samsun’dan yurt dışına kaçtığı, bu kaçışa Samsun Milletvekili Fuat Köktaş ile Samsun İlkadım Belediye Başkanı Erdoğan Tok’un yardım ettikleri, yine Erdoğan Tok’un bu konuda Başsavcılığımızca ifadesinin alındığı, mobese görüntülerinin bulunduğu’ şeklindeki haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Cumhuriyet Başsavcılığımızca doğrudan veya başka yer Cumhuriyet Başsavcılıklarının talimatı ile Adil Öksüz isimli darbe teşebbüsüne iştirak şüphelisi olan şahsın olası yurt dışına kaçması ile ilgili bir soruşturma yapılmadığı gibi, İlkadım Belediye Başkanı Erdoğan Tok’un ifadesinin alınması da söz konusu değildir. Bu konuda Başsavcılığımızca yapılmış adli bir işlem yoktur, mobese kaydı ve buna dair bir görüntü de bulunmamaktadır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”
EDİTÖRÜN NOTU:
Adil Öksüz ismi etrafında oluşturulan toz bulutu halen kalkmadı. Havuz Medyası uzun süre Sakarya’nın karış karış tarandığını haber yaptı. Ardından Edirne ve Kırklareli civarındaki köhne bir evde saklanmış olabileceği üzerine yaygara koparıldı. Bir başkası istihbarat tarafından infaz edildiğini söylemişti. Başka birisi de MİT’in elinde bekletildiğini iddia etmişti. Kemalettin Özdemir’in Adil Öksüz’ün referansı olduğu iddiası da Havuz Medyası’nda günlerce yer bulmuştu. Şimdi de AKP’liler aracılığı ile Samsun üzerinden yurtdışına çıkarılmış olabileceği servis ediliyor. Kısaca puslu hava devam ediyor. Bütün operasyon çeteleri de bu puslu havadan faydalanarak uydurma senaryolar üzerinde tepinmeye, masum insanlara zulmetmeye devam ediyor. Bir gün gerçeklerin ortaya çıkmasını temenni ediyoruz…
STV
KOMEDİ
KILIÇDAROĞLU: ADİL ÖKSÜZ KİM?
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu katıldığı bir televizyon programında 15 Temmuz’la ilgili adı sık anılan Adil Öksüz ile ilgili çok önemli açıklamalar yapmıştı. Kılıçdaroğlu şöyle demişti:
“Adil Öksüz’ün mahkemeye giden dosyasını kim boşalttı? Üstelik savcı anlattıklarının tamamının yalan olduğunu bildiği halde serbest bırakıyor. Kim bu Adil Öksüz. Adil Öksüz’ün kaçmasının üzerine neden gidilmiyor?” sorularını sordu. Hükümetin bu konu üzerinde hiç konuşmadığını kaydeden Kılıçdaroğlu, “Benim bu konuda bir bildiğim var, ama şimdi söyleyemem. Söyleyebilmem için elimde belge olması lazım” 
 
Kılıçdaroğlu’nun o açıklamasından yaklaşık 2 hafta sonra Abdülkadir Selvi Hürriyet’teki köşesinde ‘Adil Öksüz korunuyor mu?’ başlıklı bir yazı yazdı.
Selvi’nin iddiasına göre o gün Kılıçdaroğlu Hürriyet yazarını aramış. Abdülkadir Selvi bugünkü köşesinde o konuşmaya ve yeni iddialara yer verdi. Selvi şöyle diyor:
Kılıçdaroğlu, programda, “Adil Öksüz neden serbest bırakıldı? Bir bilgimiz var ama açıklayamıyorum” demişti. Kılıçdaroğlu’nun açıklayamadığı o bilgi neydi? Kılıçdaroğlu’nun açıklamadığı o bilgiyi ben açıklayacağım.
 
31 Ağustos tarihli “Adil Öksüz korunuyor mu?” yazımın çıktığı gün Kemal Bey aradı. “Adil Öksüz konusunda bana 20 gün önce önemli bir bilgi geldi” dedi. Merak ettim. “Adil Öksüz’ün, MİT ajanı olduğuna dair bir istihbarattı” diye konuştu. CHP liderine, “Bu istihbaratı araştırmam gerekir” dedim. Kemal Bey de, “Ben de sizin araştıracağınızı bildiğim için paylaştım” karşılığını verdi.
 
Kılıçdaroğlu’ndan edindiğim istihbaratın peşine düştüm. “Adil Öksüz sicil numarası ile teşkilatımızda çalışmaktadır” denilmesini beklemiyordum. Ama istihbarat birimlerinden, “Teşkilatla kesinlikle bir bağlantısı yok” cevabını aldım. 
Hürriyet yazarının bir kişinin MİT görevlisi olup olmadığını hangi yollarla teyid edebildiği ayrı bir tartışma konusu.
Ancak MİT’ten gelen ‘Teşkilatla bağı yok’ açıklamasını doğru kabul edip üzerine yeni komplo teorileri üretmesi oldukça ilginç.
Abdülkadir Selvi, yazısını Öksüz’ün serbest bırakılmasını da Cemaat’e bağlayarak bitirmiş.
Selvi, yazısıyla adeta ön almaya çalışmış:
Şimdi tekrar Kılıçdaroğlu’na ulaşan istihbarata dönelim.
 
Adil Öksüz, MİT ajanı olduğu takdirde, iki nokta ön plana çıkıyor:
 
1- MİT’in darbeden önceden haberi olduğu.
 
2- Adil Öksüz’ü MİT’in kurtardığı.
 
Adil Öksüz konusunda bir süredir güvenlik ve istihbarat birimlerini neredeyse bunalttım. Ulaştığım sonuçları paylaşmak istiyorum. MİT’in arşivlerine kadar inilerek yapılan araştırmada Adil Öksüz ismine rastlanılmadı. Jandarma ve poliste FETÖ’cü yapılanma tarafından, “Dosya boşaltılarak” kurtarıldığı anlaşılıyor. CHP liderine, Adil Öksüz’ün MİT elemanı olduğu yönündeki istihbaratın verilmesi, hedef şaşırtma olarak değerlendiriliyor. Adil Öksüz’e ne MİT mensubu ne MİT elemanı deniliyor. MİT’i işaret eden sakın, Adil Öksüz’ü kurtaran el olmasın? Adil Öksüz işi psikolojik harekâta dönüşüyor. Hâlâ yakalanamadığına göre, çok güçlü bir elin koruyucu kanatları altında.
 
‘ADİL ÖKSÜZ MİT AJANI’ İDDİASI
Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi’nin bugünkü yazısının hemen ardından iddia Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a soruldu.
Bozdağ iddiayı yalanladı.
Bozdağ’ın Selvi’yle benzer ifadeler kullanması dikkat çekti. Bozdağ şöyle dedi:
 
Adil Öksüz MİT ajanı falan değil. Bu bir akıl karıştırma şeyidir. Cemaat’in Türkiye kamuoyuna sunduğu bir propagandadır. Onu söyleyen kimse Cemaat tarafından kullanılan bir zavallı. Kılıçdaroğlu’na bu bilgiyi getirene getireni araştırması gerekir. Ana muhalefet liderleri de dahil herkesin kendisine gelen bilgileri teyit etmesi lazım. Kılıçdaroğlu’na bilgi vereni Cemaat kullanıyordur. Bu adımlar Türkiye’nin bu yürüyen süreçte başarız olması için yapılan adımlardır. Adil Öksüz’ün serbest bırakılması herkes gibi benim de kafamda bir soru. O gün orada bir sivilin bulunması tutuklanmayla ilgili somut delil açısından kuvvetli bir kanıt. Tutuklamayla ilgili tutunaklarda pek çok ihmal var. Hakimlerde ihmal var, jandarma ve polis tutunaklarında ihmal var. Ayrıca HSYK jandarma ve polis için suç duyurusunda bulundu. Bununla ilgili İçişleri Bakanlığı gerekli çalışmaları yapacak kasıt varsa cezalandırılacaklar kasıt yoksa bu Türkiye kamuoyuyla paylaşılacak.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun sadece imada bulunup devamını getirmediği bir konuda AKP kanadının önce Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi eliyle ‘Adil Öksüz MİT ajanı mı?’ diye sorup cevaplaması ardından Adalet Bakanı’nın henüz kimsenin açıkça ifade etmediği konuyla ilgili Adil Öksüz’ün MİT ajanı olduğu iddiası yalan demesi oldukça manidar…