Binalar gitti, teblig erenleri kaldı!

Binalar gitti, teblig erenleri kaldı!

734
0
PAYLAŞ

Zulümler ve belalar ne zaman bitecek diye bir konseptim yok. Allah sevdiği kullarına bunları verir ki, velayette ve hep tebliğde kalsınlar. Bazı şeyleri sis perdesi, karanlık bulutlar dağıldıktan sonra açıklayacağım. Hakkımda boşuna gıybet edip günah satın almayın diye uyarıyorum. Saldıranlar hep Zındıklar ve Süfyanistler. Bunu tersinden gösterme münafıklığı çöktü. 15 Temmuz en ağır saldırı idi. Savunma savaşındayız. Öyle bir kara bulut oluşturdular ki 25 yıl yağmur yağsa dağılır. Allah, isterse bir anda dağıtmaya Kadirdir. Zındıka’nın karanlık şebekesine karşı bir restleşme ve hodri meydan çekme var. Bunu hemen anlamıştım. Kılıç çekildi ise kınına kolay girmez. Boşuna beklemesin Zındıklar ve Süfyanistler. Hodri meydan çekmişim, gücünüz yetiyorsa gelin haydi zarar verin. Oysa 2012 haziranında siyaset yazmamaya yemin etmiştim, sadece aşk ve sevgi yazacaktım. Hem savaş isteyip saldırıyorlar, hem dilde Birlik ha! Tevhid, zulümle mi sağlanır köpek balıkları!

BU süreçte dost ve düşman Hizmet’in binalardan ibaret olmadığını anladı. Binalar gitti güzel insanlar kaldı.Şimdi tebliğ için bahane kalmadı. Hiç bir takıntımız, gerekçemiz kalmadı. Dünya ağırlıklarını Allah çekip bir bir aldı. Olması gerekende işte bu idi. Gülen Hocaefendi’yi henüz anlamamış bazı kardeşler, 3 aylık mülaaneyi, zındıkların 3 ayda işi bitecek diye anladı. Güldüm zata. Hiç anlamadılar. İsim vermeye gerek yok, kendilerini çok bilmiş aparan zeki kardeşlerdi. Hocaefendi’nin 23 Aralık 2013’de yaptığı mülaane ve neden 3 ay koydu çoğunuz anlamadı. Zındıka ve Süfyanistler, 3 ayda işleri biter demişti. Hocaefendi buna rest çekti, hodri meydan dedi. 2013’den beri yaşanan zulüm hepsini bine katladı. Demek ki Hizmet, 1000 kat büyüyecek, cihanda Hizmet’i duymayan kimse kalmayacak. Öyle de oldu ve olacaktır. Buna şahit olacaksınız. Vallahi billahi tallahi, eğer ömrünüz varsa göreceksiniz ki bu dava Allah’ındır.

Hizmet’e en fazla zulüm yapılan dönemlerde en büyük açılımlar yaşanmıştır. 1991 baskısını bilmez çoğu. O dönemde münferit baskınlar yapıyorlardı. 1999 sonrasında hız, baş döndürücüydü. 1999 maskeli balo fırtınasında Gülen Hocaefendi ve Hizmet’i savunmak için bu sefer Ankara’da gazeteciydim. 3 ayda bitiririz işi demişlerdi. Güldüm çakallara. Kaçan kaçsın, kim mert kim namert görürüz demiştim domuz derincilere. Defteri düreceğiz demişlerdi, sizin defteriniz dürülecek diye Ankara’da yüzlerine de söyledim. Değişik devlet görevlerindelerdi o zamanlarda. Korkak, kaçan değilim hiç bir zaman. Tanımayan yoktur bu dervişi. Samimiyetimi dost ve düşman bilir. Biraz sıradışı ve funny adamımdır. Bir hatıramı anlatayım.

Gülen Hocaefendi, arandığı yıllarda 1985 idi, abiler Ankara’da bizim eve gelecek dediler. 80 kişiyi organize etmişim, sanki Komünizmde gibi! Gülen Hocaefendi, 1985’de evimize gelmedi. Şakirdlere Jaws 2 filmini seyrettirdim. Ne oldu abi dediler. Hocaefendi peşinde Jaws var demiştim. Gülen Hocaefendi, 1980 darbesi arandığı yıllarda bazen parklarda evsiz gibi yalnız yatıyordu, çoğu zaman ekmek ve su idi katığı. Allah dostunun ardında sadece Allah var. 12 Eylül darbecileri Gülen Hocaefendi’yi 6 yıl arananlar listesinde aradı. Oysa Gülen, o sıralar Hizmet’i 69 ile yayıyordu. Dolaşıyordu hep. Hizmet’e iftira atanlar en başından beri değirmenin suyu nereden gelir ve Anadolu’nun helal insanları, yiğitleri bu davanın ardında biliyorlar. Gülen Hocaefendi ve 54 insanı 1971’de darbeciler 6 ay hapse koyduğunda bitirdik demişlerdi. Çıktığında Hizmet 11 şehre yayılacaktı, zulüm azdı. Kimse hapis çıkışı onu karşılamamıştı. Yalnızdı hep. Korkanlara gönül koymadı, neden zengin ve zeki insanlar arkamdan gelmiyor diye üzülmedi. Yılmadı hiç.

Hizmet’e darbecilerin yaptığı zulümlerin tarihçesi ve doğru orantılı gelişim hızını bilmeyenler var sanırım. Bu salak istihbaratçılar cahil veya yanlış analiz etmişler. Onlara yardımcı oluyorum, boşuna uğraşıyorsunuz. Allah’ın davası ile savaşamazsınız. Hizmet’in son 3 yilda yayilma hizinin sanirim tarihte esi benzeri yoktur; sahabelerin hiziyla kiyaslanabilir! Musrikler cahildir, anlamazlar. Kin ve inatları, öfkeleri sonları olacak, bu korku onları yok edecek, yiyip bitirecek. Zindika ve Sufyanist heyetlerin neden Hizmet camiasindan bu kadar korktugunu cihanda her birey ogreniyor! Bu zulumler olmasa anlatamayacaktik veya hep şüpheli bakışlar altında yavaş ilerleyecektik. Şimdi çok şükür hamdolsun, zulümler sayesinde herhangi bir devletin casusları ve projesi olmadığımız net anlaşıldı. Yani yaptıkları zulüm iftiralarının tam tersi bir sonuç elde ediliyor. Allah’ın lütfu ve hikmeti ve elbette yardımı, ihsanı, inayeti işte budur.

Zindika ve Sufyanizm heyetleri, Hizmet camiasi ile savasmaya bu sefer çok iyi, profesyonel hazirlanmislar, Psikoloji ve Sosyoloji, Politik Bilim sonuna kadar kullanılmış. Kara yalan bulutlari dagitacak ahzap ruzgari elbette esecektir! Esmeye başladı tir tir titriyorlar. Yalanın sonu bellidir. Kapitalizm’in Komunizm ve Komunizm’in kapitalizm hakkinda soyledigi yalanlari toplasaniz Hizmet hakkinda atilan iftira ve yalanlar kadardir belki! Yalanlar yaşamıyor. Hizmet erenlerine yapilan zulumler, sahabelere Mekkeli musriklerin 13 yil yaptigi iskencelere denk zulumler! Sonuçları, cesur sahabelerin doğuşudur. Medyanin yuzde 95’i Sufyan Erdogan, OKK Yezidizmi kuran Sufyanizm Heyeti, hizmet ettikleri Zindika Komitesi elinde. Yine de korkak Süfyan titriyor ve hazin sonunu nice fiziki ve psikolojik hastalıklarla acılar çekerek bekliyor.

Hizmet’in buyume orani, yapilan zulumlerle esdeger buyumedir! Ne kadar fazla zulum yaparlarsa o kadar fazla ve hizli buyuyor! Anlayamadilar! Hizmet binalardan ibarettir sananlar aldandi. Hizmet, kalplerde binalar kurmustu; ruhumuzun heykelini yikmayi kimse basaramazdi! Basaramadi! Bazıları gibi Gülen Hocaefendi ile ilişkilerimi inkar edecek değilim. Tam tersine, gurur ve onur duyuyorum. Kaç defa ruhumu okudu, sayamadım. İstanbul’un ilk yurtdışı Türkler belletmeni olduğum için Gülen Hocaefendi ile kaç defa görüştüğümüzü sayamadım. Oysa bir gördügünü unutmuyor. Fotojenik hafızası var, tıpkı Üstad gibi. Bazıları Gülen Hocaefendi’yi tanıyor musun diye soruyor. Gülüyorum. 3 yıl, Azerbaycan’da cebinden verdi bursumu. En bereketli yıllarımdı.. Gülen Hocaefendi, 1991’de Azerbaycan’a giderken isimlerimizi dua listesine yazdı ve yıllarca dua etti. Hissettik bunu. Vefalı insan işte böyledir. Vefa diyende hep Gülen Hocaefendi’yi anlıyorum. İslam’a en küçük faydası dokunan insana bile vefalıdır. Hizmet edenleri unutmaz, dualar ediyor. Bize çok güzel örnek ve misal teşkil ediyor. Bu nedenle kimseye küsmem ben.

Vefa hazretleri veli olmadan önce zengin biriydi. Hapiste gördüğü zulüm ve forsa hayatı ona Rumcayı ve Sufiliği öğretti. Teblig insanı oldu. Hz. Vefa hazretlerini belki de hiç duymadınız. İstanbul’da Rumların müslüman olmasına vesile olan velidir. Rodos şövalyeleri işkence yaptı.  Vefa diyende Vefa semtini anlamıyorum elbette. Hz. Vefa hazretlerini anlıyorum. Korsanlara esir düşmüştü hacca giderken. Hapishanede veli oldu ve çıktığında teblig yeri mana aleminde manevi tayinatta bildirildi. İstanbul’da mezarına gidin ve bir dua okuyun, himmet isteyiniz. Sadakat konsepti de vefa anlayışı da son 20 yılda ciddi değişikliklere uğradı. Eskiden Hizmet kurumundan başka kuruma gitmek sadakatsızlıktı. Şimdi böyle bir mefhum, terim kalmadı.

Ruhlara bakarım, kalplere bakarım. Ruhumda binlerce insanın ruhu dolaşır, herkese bir koltuk vermişim. İnsansa, hain filan tanımam. Saçmalıktır. Hepimiz kırılma yaşıyoruz. Kemalettin Özdemir’in hain olduğuna uzun süre inanmadım. Hainlk konsepti sürekli değişiyor. İnsan olalım artık. Kemalettin Özdemir’in MİT ile çalışması Yalçın Akdoğan ile oldu. Akdoğan’ın epey akrabası var MİT’de. Ailenin kalan yarısı sağlam şakirdler. Kemalettin Özdemir’in çocuklarının arkadaşları Çamlıca talabelerim. Kemalettin, 1985’de beni Yapraklı da maneviyat kampına yollamıştı. Onlar Nurculardı ve Kemalettin bey eminim tövbe edecek bir gün ve yaptığı onca hatalardan dönecektir. Mısır’da da Erdoğancı zihniyette yobazlar, dost olunca adama Seyyid der taparlar, düşman olunca ya CIA, ya MOSSAD, ya Yahudi der şeytanlaşırırlar.

Biz böyle yapmayalım. Kemalettin Özdemir ve babasının Yahudi kökenli olduğuna inanmıyorum. Seyyidim derdi. Hasan el Benna’ya da Fas Yahudisi der İhvanı Müslimci! Onlar gibi hasta ve takıntılı olmayalım. Kemalettin Özdemir ile ta 1985’den tanışıyoruz, bu adamın adını vermeyelim diye GATA’da işkence gördük. 1992’de Bakü’de esnaflarla gezdirdim. O zamanlar evliya idi, kalbi ve ruhu imrenilecek meleklikteydi. O günlerin lezzetini unutamaz ve döner. Bugün Darbenin mimarı olmakla suçlanan ve Kılıçdaroğlu tarafından MİT ajanı olduğu söylenen Adil Öksüz aynı fakültede Özdemir’in öğrencisiymiş. Kemalettin Özdemir, 2001’den beri biliniyordu, şahsen ben Adil Öksüz ismini 15 Temmuz’dan sonra ilk defa duydum. Önemli biri olmadığı için. Özdemir, bunca tuzağa nasıl ve neden düştü? Cemaatı ele geçiremezdi ki.

Meşhur Amerikalı Horror romancısı Stephen King, Trump hakkında en mantıklı yorumu yapandı. Irkçı, şovmen, elitist bir soytarı, tıpkı Erdoğan gibi. Maalesef tüm dünyada böyle liderler seçimle iktidara getrildi. Vicdanlı insanlar Hizmet düşmanı olsalar bile, artık Erdoğan ve AKP’nın zulümlerine, ahlaksızlığına dayanamıyor. Sessiz bir bekleyiş içinde. Yazı, Sümerlerle filan icat olmadı. Hz. Adem, Allah’ın tüm esma ilmini bilen bir alimdi ve ilk insandan beri yazı var, söz var, ilimler var. Kim esmaları yaşarsa o kadar insan olur. Üstad da böyle söylüyor.

Kürt Sufi Kanadalı, Toronto Star gazetesinde yazarlıkta yaptı. BankAsya’da çalıştı. AA Müdürü eski arkadaşı, onu hapse 3 gün atmıştı 2011’de. Bu aşırı Kürt milliyetçisi Sufi Kanadalıya terapisinde yardımcı ettim diye bazı kardeşler bana kızgındı. Mümtazer Türköne’de bu şahsı tanıyor. Erdoğan zulümleri ne gibi kırılmalar meydana getirdi anlaşılması için değiniyorum. İran mollaları insanları dinden soğutmuş, ateist yapmıştı. Kürt Sufi Kanadalı, 15 Temmuz sonrası AKP ve Erdoğan’ın yaptığı zulümlerden sonra Allah’a olan inancını kaybetti. AKP’lilerin hepsini tanır. Kürt Sufi dostum Hizmet düşmanı, Gülen Hocaefendi’ye ağır küfreden biri. Terapisine yardımcı olmasam, 15 Temmuz gerçeğini bana asla söyleyemezdi. Sonra uyardılar, kıvırtmaya çalıştı ama ilk söylenen hep vicdanın doğru sesidir. Daha sonraki korkularla şeytan düdüklüğü.

Erdoğan taifesinin eski dostu Kürt Kanadalı Sufi, 15 temmuzda İstanbuldaydı, ertesi gün aradı, darbe Erdoğan’ın, Hizmet’i bitirecekler dedi. Geçenlerde yiğen Fatıma, enişte ne iş yaptığını 6 aydır çözemedim dedi. Hergün yeni bir işini öğreniyorum, şoktayım. Hanım da bilmiyor dedim. İnanlara yardım etmeye samimi çalışıyorum. Her kesimden insan beni neden buluyor sanıyorsunuz? Elbette güven duydukları ve kalplerini açacak başkası olmadığı içindir. Kriterlerimin hepsi insan merkezli. Biri hem Siyasi İslam’ı hem Hizmet’i sevmiyor olabilir. Her kesime terapi sunmak için İbni Arabi gerekti. Aşırı Kürt milliyetçisi Sufi Kanadalı dost, Hizmet’i ve Gülen’i de sevmiyor. Yediği darbeleri roman yazdırdım, editini yaptım. Bestsellerdir. İngilizcesi Türkçesindendaha iyi sattı. Bu onun terapisi için lazımdı, yoksa intihar edecekti.

İnsanların yaşadığı travmalardan dağlar, tepeler oluştu. Dertliler, kalbi kırıklar, mağdur, mazlumlar çok. Paylaşıyorlar, deliriyorum tabiki. Hassas ruha sahibim, hissederim hemen. Himmeti geniş olanlar daha çok hiseeder. Hele Hocaefendi. Himmeti tüm insanlık. Bir insan aşkınlıktan veya acıdan delirdiğinde, diğerleri onun acısını değil, deliliğini görürler. Birilerini incitiyorsam özür diliyorum.

O şahsa hemen çözüm üretmek zorundaydım 2011’de. İbni Arabi uzmanı Sufi şairsin, Erdoğan münafık, AKP dini İslam değil diye ne kadar terapi yapsamda, Kürt Kanadalı’yı Allah’a son bir yıldır henüz döndüremedim. Elbet dönecek ve samimiyeti aradığı yerde bulacak. İbni Arabi sevdalısı Kürt milliyetçisi Kanadalı dostum Erdoğancıların eski dostlarından. 15 temmuz’u yaptıklarına şahit oldu, ve bu kadar domzuluk karşısında Allah’a inanmaktan vazgeçti. Din adına yapılan bu domuzluklar tüm inanç dünyasını yıktı ve inandığı siyasi İslami değerleri kökünden kazıdı. Aşırı Kürt milliyetçisi bir Türkiye Kürdü Elazığlı, İbni Arabi uzmanı Sufi olursa işte böyle olur. Elazağlılar Sufiliğe teşnedir. Bu arkadaşım işte Erdoğan yüzünden dinsiz oldu! İbni Teymiye’nin hayatı İbni Arabi’ye reddiye yazmakla geçmişti. Teymiyeci Erdoğan’ın İbni Arabi’yi Diriliş Ertuğrul’da kullanmakla münafıklık gösteriyor. Durumu anlayan zeki insanlar çıldırıyor.

Suudi Arabistan, İbni Teymiye tefsirini şeriat kabul ettiği için distorted bir devlet İslam’ı ile zulüm yapıyor. Erdoğan, kopyalama peşinde! Teymiye, Moğol travması sonrası yaşamış, Kur’an aslına dönelim derken çok rigid, ayrımcı, tekfrici yaklaşım sergilemiş. Aslen eski Sufi idi! Büyük Put Erdoğan’ın abartılıp balon gibi şişirtilmesi Nemrud düzeni kuran Yezidler Heyeti’nin taktiği. ÖKK ekipleri, Psikolojk harp yapıyor. Osmanlı alimleri, bu tefsirde 250 sapık görüş bulmuş, bunlardan biri bile dinden imandan çıkarmaya yeterli. Kur’an ve Hadise uymuyor bunlar.

Kibir hastalarına, 4 bin yıllık Tapınak girişinde yazan yazının tamamını yolluyorum. Müthiş bir terapi sunuyor. Ey ruh, haddinizi biliniz. Göbeklitepe’nin 12 bin yıllık Tapınağı’nda yazan bir yazı var: Haddini bil. Ezoterik bir dil bu. Ruhen konuşmayı biliyorsanız okuyabilirsiniz, zira dünyevi göze gözükmüyor. İlk insandan bu yana din sosyal fonksiyonlu görev yapar. Toronto Emniyet Müdürü Bill Blair ve 3 yardımcısı, Göbeklitepe’yi gördükten sonra tüm tarih anlayışım kül oldu dedi. Böyle bir tarih, dini ve kültürel zengin mirasımız var. Şanlıurfa’ya 30 km uzaklıkta Göbeklitepe’de bulunan 12 bin yıllık Tapınak, Hz. İbrahim’den 7 bin yıl önce Mabed etrafında yaşamı anlatıyor.

Erdoğan, gol oldu diyor ama çoğu zaman ofsaytta, rakibe faul yapmış, penaltısı numara. Hakem görüyor ve 2 Sarı kart, kırmızı kartla atıyor! Erdoğan futbolcu santırfor olduğu için maç diliyle anlatalım. Gol atmak için numara yapıyorsun, Tanju Çolak gibi penaltı artistiği sırıtıyor. Teşbihte hata olmaz derler. Eğer bir futbol maçı yapıyorsak, hakem ve gözlemci varsa, seyirciler istediği kadar bağırsın. Hakem adil olsun. Erdoğan ve AKP’nin dini vizyonu, aydınlık ufku, Kur’an anlayışı, İslam yorumu Gülen Hocaefendi’ye yetişemediği için sürekli faul yapıyorlar. Gülen Hocaefendi, 50 yıldır talabelerine okuttuğu 22 kur’an tefsiri içinde İbni Teymiye tefsiri de var. Erdoğan 1, Hocaefendi 22. Maç sonucu. Eğer Kur’an asrından bahsediyorsak, Gülen Hocaefendi gibi 22 Kuran tefsirini karşılaştırmalı okutur, makuliyette, doğrulukta buluşurdunuz. Erdoğan Büyük Putu’nun Mardin doğumlu İbmi Teymiye’nin tefsirini dini kriter olarak tek doğru kabul etmesi genetik kod. Ötekileştirme adeti!

NEMRUD, BÜYÜK PUT VE HZ. İBRAHİM

Nemrud bir sinekle geberdikten ve Hz. İbrahim ayrıldıktan sonra ne oldu? Büyük Putu hatırlayın, hala Puthanede idi. Nemrud düzeni sürecekti. Hizmet, Türkiye puthanesindeki Nemrud’un küçük putlarını 50 yılda kırdı, Nemrud’un Büyük Putuna 15 temmuz’da dokunmadığı kesin. Nemrud ve Büyük put hep Ortaklardır! Allah’a ulaşma yolu sınırsızdır. Eğer sadece bunu Hizmet veya herhangi bir yol ile sınırlandırırsanız zulüm etmiş olursunuz. Perde kıranız! Hizmet, elbette İslam demek değil, Service demek, Hak yoluna servis sağlama yolu. Nijeryalı Hıristiyan da Yahudi de kendine koltuk bulabilir. Hz. İbrahim’in babası Başputcu Azer oğluna iman etmedi. Oysa oğlunun ateşte yanmadığını oda görmüştü. Hizmet’i anlamayan ana babalara kapak! Hz. İbrahim, beraberinde sadece Hz. Sara’yı alıp bu diyarı terk edip bir daha geri dönmemek şartıyla serbest kaldı. Nemrud, kurtuldum sandı. Hz. İbrahim, ateşte yanmayarak Nemrud’a Allah’ın koruması altında olduğunu ispatladı. Nemrud aptal değildi. Karizmayı çizen İbrahimi Hizmet’i bıraktı.

Sonuçta ne oldu? Nemrud’un kibri kırılmadı, hesabını kulaktan giren bir sinek gördü. Uğuldayan sesi susturmak için kafasını taşa çarpıp öldü. Hz. İbrahim, halkın tefekkür etmesi için Puthane’de Büyük Put (Erdoğan’ı) kırmadı. Halkın asıl büyük zalim put Nemrud’u görmesine engeldi. Günümüzde de önümüze Büyük Put Erdoğan’ı koyan Nemrud aslında kendi putunu dikiyor her yana. Kurulan Yezid düzeni bu Nemrud Heyeti kibridir. Nemrud, Adıyaman Kahya’da var, en tepelere kendi dev heykellerini yaptırmıştı, halkın tapmasını istediği Büyük Put değil, aslında bu PUTU’ydu. Hz. İbrahim, Nemrud’a dedi ki madem babam Azer’e yaptırdığın Büyük Put, ruhsuz, çaresiz, iradesiz aciz bir taş, o zaman tek Yaradan Allah hepinizden güçlüdür. Biz de öyle diyoruz. Hz. İbrahim, Büyük Put’u kırmamıştı. Zira küçük putları kırmanın suçu birine yüklenmeliydi. Nemrud bunu kabul etmedi: Büyük Put aciz ruhsuzdu, Erdoğan gibi.

Hz. İbrahim, Nemrud’un ateşinde yanmaz. Odun toplatılan ahalide bunu seyreder. Nemrud’un karizması çizilmiştir. Büyük Put, tek put kalmıştır. Nemrud’un Hizmet’e kızmasının nedeni tüm putlarını cemaatın kırması ve suçu da Büyük Put Erdoğan’ın boynuna asması. Balta mı olacaktı suçlu? Eee tabi ki Hizmet suçlu sayılacaktı. İnsanları tevhide, Allah’a, imana çağıranlar tarihte hep suçlu sayılmış garibane bir hayat yaşamıştır. Konforlu dünya hayatı talep eden Hizmet’e gelmesin. Hepimiz yola çıkarken hiç bir beklenti içinde değildik, dünyayı isteyen gelmesin peşimizden. Nemrud, Büyük Put dahil tüm küçük putları Puthanede kırılınca çok sinirlenir. Hz. İbrahim’i ateşe atmadan tüm ahaliye zorbaca odun toplatır. Büyük Put’da herhangi bir irade ve güç olamayacağı için Erdoğan put kukladır. Nemrud’un oyuncağıdır. Halkı böyle oyalar, zalimlikler yapardı. Nemrud ve ahalinin, Puthane’deki tüm putları kıranın Hz. İbrahim olduğunu anlaması zor olmadı. Zaten inkar etmedi ama suçu Büyük Put’a verdi. Hz. İbrahim’in babası Azer, Nemrud’un Puthane imalatı başındaki şahıstı. Küçükleri kırıp baltayı Büyük Put boynuna asmayı sevmiş olabilirim. Yoksa kimseye kin, nefretim yok, intikam almaya da çalışmıyorum.

Bazıları Büyük Put Erdoğan’ın küçük putları kırıp tek başına put kalması için çalışıyor. Başkanlık dedikleri bu. Hepsini kıran oysa bizleriz. Erdoğan Büyük Put’unu çok büyütülmesi hikmetldiir, diğer küçük putların kırılması için eşzamanlıdır. Cansız ruhsuz put putları kırabilir mi? Kıramaz. O zaman Erdoğan’dan bunu  bekleyenler putperestlerdir. Hz. İbrahim, kırdığı putların cezasını idam olduğunu biliyordu. Cesurdu. Allah’a sığınmıştı. Baltayı astığı Büyük Put’un gücü varsa görelim! Tüm putları, takıntılarımızı kırmak için Allah bize mükemmel bir süreç nasip etti. Bunu kaçıramazdım. Hz. İbrahim gibi put kırıp duruyoruz. Duramayız asla!

Hint kültüründe ve kutsal kitaplarında Büyük Kurtarıcı’nınn adı Kalki Avatar’dır. Vasıfları Peygamberimiz olmasına rağmen halen bekliyorlar. Peygamberimiz neşet ettiğinde Yahudiler vasıflarını bildikleri halde isyan etti. Zira büyük kurtarıcıyı Hz. İshak soyundan bekliyordu kibirli. Siyasi İslamcıların kendi içlerindenbir kurtarıcı çıkarma amelesi Yahudilerin beklentisi gibi kibirli. Erdoğan’ı bu nedenle bırakamıyorlar. O gidince işleri bitecek. Çöl kanununda DEVE KİNİ derler. Yahudilerin KİNİ, kibirdendi ve kibir şeytandandır. Erdoğan’ın Hizmet’e kini işte böyle bir takıntı kibirdir. Yahudiler soylarını Hz. İshak’a dayandırdığı için Peygamberimizin soyunun dayandığı Hz. İsmail’i sevmez, bu kibir savaşı 5 bin yıldır sürer. Lut kavmini helaka giden melekler, Hz. Sara’ya Hz. İshak’ı müjdelemek için uğramıştı. 80 yaşında doğuran Sara’nın takıntıları sona ermişti. Hz. Sara, asil bir soydandı, güzeldi, edepliydi ve zekiydi. Hz. Hacer, cariye idi, hür değildi, güzeldi, edepliydi, sabırlıydı. Kim kazandı? Hz. İbrahim’in hanesinde Hz. Sara ile Hz. Hacer’in kıskançlık savaşı, Hz. İsmail’in annesiyle Kabe’ye, cebri sürgüne bırakılmasına yol açtı.

YALAN CAİZ Mİ?

Takiye ve yalan İslam’da yok, Şialarda var. Hz. İbrahim iki yerde doğruyu farklı söyledi. Putları kırdığında baltayı boynuna astığı Büyük Put yapmıştır dedi. Erdoğan putu yaptı diyorum ben de zaten. Hz. İbrahim’in ikinci doğruyu farklı söylediği yer, Mısır firavunu. Güzel Karısı Sara’ya göz koyan Firavun’a kardeşiz dedi, zulmü engelledi. Erdoğan bir firavunu temsil ettiği için, eşini korumak isteyenlerin doğruyu farklı söylemesi Kur’an’a göre caizdir, münafıklık ta değildir. Mısır Firavunu, Hz. İbrahim’in eşini korumak için ‘kardeşiz’ dediğini anladı. Başına bela olsun diye güzel cariyesi Hz. Hacer’i hediye etti. Genellikle kalbi kırıklar veya dersini almak isteyenler bana çatar. İkisine de yardımcı olurum. Mazluma destek, zalime zulmettiğini söylerim. İnsanları fişlerseniz, sizi fişlerler, ayrımcılık yaparsanız ayrımcılığa uğrarsanız, hain derseniz hain derler. Özetle yaptıklarınız, zulümler gelir ayağınıza dolaşır ve takılır. Temizlenmeniz gerekir. Maalesef insanlara zulmettiğini, nefsine zulmettiğini farkına varmak istemeyen insanları ikna etmek kadar zor iş yoktur. Hep banacılık yapar. Azeriler Mene ne hayrı var diyor buna.

Delilikten ziyade galiba aşırı zeka ve ilim kullanmam bazılarının hoşuna gitmiyor.Sadece doğruları söyleyince: Her yerde her doğru söylenmez. Bunun arkasına sığınmayın lütfen. Hain konseptini sildim zihinden. İnsan var sadece. Hayvanlık yapanlar ve aşağıya düşenler ayrımcılık, afaroz dili kullananlar. Ayrım yapmam. Erdoğan’ın HAİN vurgusu ile geçmişte çok değişik zeminlerde karşılaştım. İşine gelmedi mi en samimi insanları hain ilan eden mübarekler gördüm. Paçalarından kibir döküldüğü halde mütevazi olduklarını iddia ediyor, çalım satıyorlardı. Erdoğan’ın dikta ettiği jargon: Birlik olmak için hainleri temizleyeceğiz,uyum için farklı ses istemiyoruz. Bu politika neler çağrıştırıyor? Erdoğan ve AKP, Hizmet’in kullandığı jargonu kopya ederken hatalarını da kopyaladı. Hizmet kendini yeniliyor,düzeltiyor. AKP kibirden memnun. Kibirden memnun olan sadece şeytandır. Üst düzey abinin biri de senle polemik yapılamaz, kimse kazanamaz dedi. O zaman kalbin samimi olacak, politika yapmayacak, put sevmem, kibirlileri hiç sevmem dedim! Bana kibir, enaniyet yakıştıranlarda bir maraz vardır.

Bazı kardeşleri atalete sevk etmişiz. Hep tepeden emir mi bekliyor? Okumaz, yazmaz, konuşmaz, kendi fikri yok, fikri olana da deli diyorlar! Hizmet erenlerini bu yüzden severim. Vicdanlı insanlar. Hata yapınca tövbe eder, özür diler, hakkını helal ettirir. Gizli kibrini kırabilir. Abinin biri bana kafayı takmış, deli diyormuş, ifadesini aldım. Hizmet’i koruma refleksi putu olmuş, Allah ile arasında engel. Özür diledi. Helallık verdim. İsteyene veririm hemen. İstemeyenler imtihan olmayab devam eder. Ne yapayım? Hediye mi yollaam Mevlana gibi.

Firavun diktatör, sadece ben haklıyım, herkes bana biat edecek, istediğimi terörist, suçlu yaparım, hak, kanun, anayasa, fert tanımam diyor. Üstad, Kur’an’dan çıkardığı adalet, bir Ferdin hakkı feda edilemez. Toplum, devlet, cemaat bekası yok İslam’da. Bir insanın hak hukuku var. Rahmetli Azeri kayınpederim, Türkyelilere “səfih” millet derdi. Budala, mal, dünya sevgisi ile vurdumduymaz, ahlak, etik tanımaz. Haklıymış! Haramileri ve terörü besleyen, devleti hukuksuzluğa araçları yapan herkes kim olursa olsun hayduttur. Üstad, net söyledi: Haindir, merduttur. Hizmet erenleri, dünyanın en hukuksuz mafya devleti olan Erdoğan ve Göktürk iki paralel yapısının zulümlerinde bile devlete isyan etmemiştir. Hain olanlar sadece müslümanları aldatan haramilerdir. Kamu, cemaat, kul haklarına girdiler, binbir bahaneleri ve cambazlıkları boşunadır. İsyana teşvik eden hiç bir çakala inanmayın. Şeytan’ın düdükleri 21 ayrı yoldan fitne fucur peşinde. Müslüman isyan etmedi, kibirden ve kibirliler güruhundan hızla ayrıldı. Ayrışma kaçınılmazdı.

Osmanlı dizilerinde ne yapacaklarını açıkca anlatıyorlar zaten. Müslümanlara kumpas, tuzak kuran bu münafıklardan Allah hepimizi kurtarsın.