12 Ocak 2014’deki nostaljik makalem! Ne kadar geriye gidildiğini gösteriyor! Sorum değişmedi:...

12 Ocak 2014’deki nostaljik makalem! Ne kadar geriye gidildiğini gösteriyor! Sorum değişmedi: Neden çaldınız?

833
0
PAYLAŞ

Erdoğan’ın haram kaçak serveti tüm diktatörlerden daha fazla. Bunu nasıl geri getireceksiniz? Bin Ali, Kanada’ya taşımıştı, hala bulamadılar…

Hey gidi günler hey, işler tersine döndü! Ekim 2000’de Zaman gazetesinde “Recep Tayyip Erdoğan nasıl kurtulur?” başlıklı siyasi bir analiz yazmıştım, bu yorumum sayesinde dikkati üzerime çekmiştim ve Erdoğan’ı ABD’nin Siyasi İşlerden Sorumlu Büyükelçi yardımcısı Martin Lawrence ve Basın Müşaviri Jesse Bailey’e mükemmel pazarlamıştım. Doğru bildiklerimi söylemekten hiç çekinmedim. 2000 yılında Erdoğan’ı CIA adamlarına pazarlamaktan pişman değilim, o gün zalim farklıydı. Bu konuya komplo teorisi yazmadan önce linkini verdiğim yazımı okumanızı tavsiye ederim.
Bugün vicdanım, “Erdoğan nasıl kurtulur veya kurtulamaz” başlıklı bir makale yazmak zorunda hissetti. Kimseden emir veya talimat alarak, vede hesap vererek yazı yazmam, bilirsiniz.
Erdoğan, “12 Eylül 2010 referandumunda halkımız HSYK’ya fazla yargı özgürlüğü vermiş, tırpanlamak zorundayım” diyerek yargıya hesap vermekten kurtulamaz. Halkın iradesine saygısızlık yaparak siyasi iktidarda uzun süre kalamaz. 2011 seçiminde verilen emanet oyları halk yarın sandıkta geri ister ve alır. Halk, elbette birgün “2011’de verdiğin sözlerin tam tersini yapıyorsun” der, mühlet verir ama ihmal etmez. Halk, size seçimde verdiği emanet oyları kötüye kullandığınızı söyler, “mertlik değil namertlik yapıyorsunuz” der. 3 Kasım 2002’deki partileri nasıl sildi atsıyda sizi de sandığa gömer. Seçmen, yalancıları, yolsuzluk yapanları, toplumu bölenleri sevmez, zira müslümanın münafıklık alameti olan 3 şeyi yapmayacağını bilir: “Müslüman, yalan söylemez, emanete hıyanet etmez, verdiği sözde durur.”
Hakim ve savcıları kendi denetimine almaya çalışan bir lidere dünyanın her tarafında “diktatör” denir. Bazı ülkelerde “firavun”, “tiran”, “padişah” veya “kral” dendiği vakidir. Ülkenin emniyet kolluk kuvvetlerini yolsuzluklarımız ortaya çıkmasın diye mağdur eden bir lidere kimse inanmaz. Geç bunları. Müslüman bir gönül, binlerce dindar kamu çalışanını insanı kışın ortasında mağdur edip, tasfiye veya sürgün etmez. Bu insanlığa yakışmaz. Kendi düşen ağlamaz. Mazlumun ahını alırsan ahı çıkar aheste aheste demiş atalarımız. Ağzı dualı insanların yeminleşmesine neden amin diyemediğinizi tüm dünya biliyor. Haksız olan ahitleşmeden korkar, Allah’ın laneti isabet eder diye çekinir.
Bir başbakan, “HSYK’da yeni düzenlemenin Anayasa Mahkemesi’ne gideceğini varsayıp oraya gözdağı vermeye çalışıyorlar” diyemez. Anayasa’ya aykırı olduğunu bile bile yargıya müdahale edemez, yargıyı kontrol altına almak için düzenleme yapamaz, yargıyla dalga geçemez. Bugün değiştirmeye çalıştığı kanun teklifi ile yarın AKP’yi kapatmak isterlerse, bu defa halktan dua alamazsınız, yüzünüze dahi bakmazlar. Kapı kapı dolaşıp AKP için oy isteyen kardeşlerinizi, yolsuzluğunuzu örtbast için bugün yolda bulduklarınıza tercih ederseniz, ne tarih sizi af eder nede temiz vicdanlar!
Bu denli büyük yolsuzluk ve rüşvet iddialarından “mağduriyet edebiyat”ı ile haklılık çıkmaz. “Hayırsever işadamı, bilirim iyi çocuktur” dediğiniz Reza Zarraf’ın Dubai’nin polis şeflerine eskort kızlar ayarlamasına açıklık, izah getiremezsiniz. Daha kimleri tuzağa düşürdü bilemezsiniz.  Bedava hayat kadını sunmak zinaya onaydır, rüşvettir. Seks kasedi hazırlatanların şantaj ve tehditine açık olmak, paçayı, pabucu kaptırmaktır. Zarraf’ın Çağlayan bakanınıza aldığı 700 bin dolarlık saat, hediye değil, resmen rüşvettir. Zarraf’ın eski İçişleri Bakanınızın oğlu Barış Güler’e 2 yıllık danışmanlık ücreti için ödediği 15 milyon dolar, rüşvettir. Halk Bankası Genel Müdürü’nün ayakkabı kutusunda bulunan 4.5 milyon dolar, devlet parasıyla ticaretten elde edilen komisyon değil, rüşvettir. Bakanınız Eğemen Bağış’a ödenen vatandaşlığa geçiş için ödenen birer milyon dolarlar danışmanlık, komisyon veya bir hak değil, düpedüz rüşvettir. Altın dolu uçağın kalkışına izin verilmesi için Zarraf’ın ödediği milyon dolarlar komisyon olamaz, rüşvettir.
Sadede gelelim. Bol maaşlı besleme yazarlarınız, devletin ihalesini peşkeş çekerek altın tepside sunduğunuz devlet medyaları, devlete paralel gazetecileriniz, MİT ajanı kalemşörleriniz hava civadır. Ne yaparsanız yapınız, oğlunuz Bilal Erdoğan’ın Harvard’tan mezun olduktan sonra geçen kısa sürede nasıl 300 milyon Euro çeviren bir işadamı olduğunu halkımıza anlatamazsınız. Öğrenci iken mi harçlığını biriktirdi, yoksa 10 bin TL olan maaşınızdan artırıp da mı koltuk çıktınız? “Başbakan ve bakan çocuklarına iltimas geçiliyor, devletin içi boşaltılıyor, haksız rekabet yapılıyor” iddialarını boşa çıkartamazsınız. Gelinizin hesabında bulunan 25 milyon dolar, izahtan vabestedir. Diyelim ki, bunlar humus paraları ve hayırlarda kullanacak, bağışlar yapacaktınız, ülkemizde binlerce vakıf var, onlar gibi neden yapamadınız?
Peki kızınız Esra’nın TÜRGEV’deki konumunu abartmadınız mı? Yazık değil mi sosyoloğunuz Özlem’e, kardeşini bakan yardımcısı yapıp kalemini yamulttuğunuz Hilal Kaplan’a?  Bu vakfa bağışı mecbur kılmasaydınız, onca devlet ihalesi alan zenginleriniz neden zoraki yardımda bulunsun? Neden Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, sit arazisi olan arsayı siyasi hayatını tehlikeye atarak vakfa versin, geri adım attığında zoraki imza atsın ki. Tarihi dokusu olan ve Turizm bakanlığına bağlı iki skandala hiç değinmiyorum, küçük kalır sizin için. Ecdadın yadigarı Fatih’te otel ve restaurant mı olmalıydı tarihi yapılar? Yazık değil mi? Şanlı Urfa Belediye Başkanı Fakıbaba, neden gözünden çok sevdiği en değerli arsasını TÜRGEV’e bağışlayıp azabınızdan emin olsun? Hayırda yarışalım ama haksız yarışmayalım. Korku ve tehdit ile yapılan hayırdan, devlet, kamu hakkı üzerinden verilen komisyondan, rüşvetten tuvalet taşı bile yaptırılamaz. Hele hele rekabet damarı ile milletin vicdanı olmuş cemaatın hayırları engellenemez. Blöf, şantaj yapılamaz.
MİT’İn raporuyla sabit ki, size Reza Zarraf’ın kimleri avucunun içinde aldığı Başbakan Erdoğan’a 8 ay önce bildirildi ve bunun zafiyet oluşturduğu notu düşüldü. Hırsızı, uğursuzu biliyordunuz, tedbir almadınız. Emniyet ve yargı müdahale edince bu skandal nasıl birden cemaat tasfiyesine dönüştü. Bu kadar yalana, fırıldak çevirmeye ne gerek vardı? Kendi kendinizi temizlemek yerine oturup kara bir plan yaptınız. Bilal Erdoğan, ABD yıllarından kankası Nuh Yılmaz’ı hemen bu devrede 6 ay önce MİT’e Basın Müşaviri oldu. Ayrılan devlet bütçesi ile Aydınlık’ın Karanlık Ekibi ile ortak fitne masası kurdunuz ve cemaat ile savaşa başladınız. Savaşı cemaat başlatmadı, sadece kendini savunuyor. Emniyet ve yargıda cunta icadı, cemaatın paralel devlet diye suçlanması, dershane kapatma saldırısı ile cemaatı haksız duruma düşürme, algı savaşını tek tek kurguladınız. Açıp bakın, Sabah gazetesi, son.tv ve medyagündem adlı fitne sitelerinde üretilen yalan dolan haberleri sizler planlamadınız mı? Tüm suçlarınızı aklamak için formülünüz bu mudur? Tutkun Akbaş gibi geçmişte 28 Şubat’ın kullandığı bir maşadan medet uman Neo 28 Şubat ekibiniz, medyadaki gazeteci ve yazarları tek tek satıp alıp, tehdit ve şantajla susturup, yemleyip, gemleyip bunca ahlaksızlık yaparken susmamızı mı bekliyorsunuz? Susmayacağım.
Oğlunuz Burak’ın ticaret yaptığı 5 gemicik’inin 100 milyon doları geçtiğini, bunları verenlere “gebe kaldığınızı” ve haklarını nasıl ödediğinizi bilmeyelim mi? Başbakan oğlu diye torpil geçiyor olabilirler mi? Damadınız Berat ve ağbisi Serhat’ın babaları Sadık beyin yüzünü kara çıkartmasına mı yanalım, yoksa Sabah gazetesinin MİT’in Aydınlık fitne ekibi ve AA destekli yürüttüğü asimetrik dezenformasyon, yani psikolojik savaşınızın ahlaksızlığına mı? Berat, Fatih Koleji mezunudur, haramı helalı cemaat ona öğretmişti, ikircikli işlerle bozduysanız günahı sizin boynunuza. 17 Aralik operasyonu sırasında  devredilen Sabah elinizde patlayacak!. Aslında hiç devredilmeyen Sabah gazetesinin yönetimi halen avucunuzda veya cuntaya verdiniz! Kalyonculara geçemez, zira mal varlıklarına el konulma seviyesinde yolsuzluklara karıştığını elbette biliyor olmalısınız. Sabah’ı bitirdiniz. Mızrap çuvala sığmaz.
Son yılların milyar dolarlık ihalelerinde dönen bol sıfırlı milyon dolarlık rüşvetlerde boğazda her biri 10 milyon dolar değerinde 3 politikacıya 3 yalı hediye edildiğini duymak bile istemiyorsunuzdur. Kimin verdiğini de yazayım mı yoksa savcılığa ihbar mı edeyim. Faydası olmayacak, sizde biliyorsunuz. Savcının elinden dosyayı aldınız, 2000 polisi sürgün ettiniz, benim dilekçeme mi bakacaksınız? Gerçi yeni HSYK düzenlemesinden sonra savcı ve hakimler Adalet bakanına, tabi başbakana doğrudan bağlı olacak ve hiç bir dava aleyhinize açılamayacak. Önümüzdeki 5 yıl ya ülkemizin kirliliklerden temizlenme ve yükselme dönemi olacak veya beş yıl daha ülkeyi kitleyecek ve yolsuzluklarınızı denetletmeyeceksiniz.
Eğer tüm bu iddialar yalan, tek doğru “uluslararası komplo “ise gazetecilik mesleğini bırakacağım, kalemimi de kıracağım! Sakın sizin bunca zafiyetinizden yararlanan global ve yerli fitne fesat şebekesi, AKP ve cemaatı bitirme operasyonu yapıyor olmasın! Kumpası sizin elinizle cemaaate kuran kurtların ve sırtlanların dönüp sizden dişlerinin kirasını istemeyeceğinden emin misiniz? Recep Tayyip Erdoğan, tüm bu rezilliklerin üstünü örterse, kurtulamaz. “Yolsuzluğu yapan oğlum, kızım, gelinim, damadım olsa yargı icabına baksın” derse, kurtulur. Yargıya, emniyete müdahaleyle güven oluşmaz. “Elit bakan çocuklarıyla yeni Türkiye, yeni AKP kuracağım” der, milleti kandıracağını sanırsa, kurtulamaz. “Yeni Türkiye’de ayrımcılık, nefret, ötekileştirme olmayacak, hukuk ve adalet herkese eşit dağıtılacak” derse, kurtulur. Başka türlü kurtulamaz.

http://www.farukarslan.com/genel/erdogan-nasil-kurtulur-veya-kurtulamaz/