Prof. Dr. İhsan Yılmaz: MHP ve CHP’deki inşaatçılar, AKP ile de yakından...

Prof. Dr. İhsan Yılmaz: MHP ve CHP’deki inşaatçılar, AKP ile de yakından çalışıyorlar

517
0
PAYLAŞ

Prof. Dr. İhsan Yılmaz, muhalefet partileriyle ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, “MHP ve CHP’deki inşaatçılar, AKP ile de yakından çalışıyorlar. AKP’nin inşaat şirketlerine taşeron iş yapan muhalefet partili inşaatçılar var.” dedi.
Meydan Gazetesi‘ndeki köşesinde ” ‘İnşaatizm’ ya da ne olacak bu muhalefetin hali?…” başlıklı bir yazı kaleme alan  Prof. Dr. İhsan Yılmaz, muhalefet partileriyle ilgili çarpıcı iddialarda bulundu.

“MHP ve CHP’deki inşaatçılar, AKP ile de yakından çalışıyorlar. AKP’nin inşaat şirketlerine taşeron iş yapan muhalefet partili inşaatçılar var. Ayrıca, muhalefet partilerinin kontrolündeki belediyeler de kendi inşaatçılarının önünü açarken, AKP rejimi ile işbirliği yapıyor.” diyen Yılmaz, “Kılıçdaroğlu istediği kadar uğraşsın, istediği kadar kaliteli kişilerden A ve B takımları kursun, partisi yerelde ve merkezde inşaatçıların elinde esirdir. Asla etkin ve ciddi muhalefet yapmazlar, yapılmasına da izin vermezler.” ifadelerini kullandı.

İşte İhsan Yılmaz’ın o yazısı:

Klişeleşmiş hale gelen ama çok önemli bir demokrasi tespiti vardır. İktidar her ülkede olur ama muhalefet sadece demokrasilerde olur. Elbette, seçim kazanarak iktidarı devralma şansı, ihtimali ve durumu olan muhalefetten bahsediyorum. Yoksa, çoğu diktatör, kukla muhalefet partilerine izin verir. Türkiye’deki durum biraz farklı. Çünkü, 7 Haziran seçimlerinin gösterdiği üzere, geçen yıla kadar, iktidarı devralma durumu olan muhalefet partileri vardı. Artık yok!
Bunun bir sebebi, artık Türkiye’de gerçek seçimlerin yapılamayacak olması. Medyanın %80-90’ını ve haber ajanslarını tekelinde tutan AKP, seçimlerde oy çalmasa bile, seçmeni istediği gibi kandıracaktır. Ayrıca, mükerrer oy kullanımı, sayımlarda çarpıtma, veri girişinde oynama gibi seçim sahtekârlıkları yakalansa da bunu karara bağlayacak bağımsız yargı artık kalmamıştır. Ve en önemlisi, muhalefet partileri kendi kendilerini kuklalaştırmıştır!
Muhalefet partilerinin kendi kendilerini kuklalaştırmalarının önemli sebeplerinden bir tanesi “inşaatizm ideolojisi”dir. Son 10 yılda on milyonlarca insan, kırsal kesimi terk edip kentlere yerleşti. Ayrıca, çekirdek aileye dönüşme ve bekar yaşayanların sayısının artması da konut talebine yansıdı. Zaten, nüfusu her yıl 1 milyon artan ülkede, başka hiç bir faktör olmasa da, her yıl yüz binlerce konut yapmak gerekir. Buna bir de, eski konut stokunun çoğunun ya küçük, ya gecekondu, ya kalitesiz ya da eski olduğunu ekleyin.
Sonuçta, Arap ülkeleri-petrol ilişkisi, bizde Türkiye – inşaat ilişkisi şeklinde (pek çok yönü ile) ortaya çıkıyor. Bu çok kolay geliri elde etmek için devletten izinler, ruhsatlar, arsalar, ihaleler almak ve bu arada yolsuz siyasetçilere ve bürokratlara yem olmamak gerekiyor. Böylece, inşaatçıların siyaset kurumu ile olağanüstü yakınlaşması ortaya çıkıyor. Bütün siyasi partilerde bol sayıda inşaatçı faaliyet gösteriyor. Bunlar, siyasetin, siyasetçinin, onların medyasının ve beslediği legal-illegal adamların finansmanını sağlıyor. Bunu en zirvede, endüstrileşmiş ve yapısal-sistematik şekilde elbette AKP yapıyor. Ancak, diğer partilerde de aynı sapkın sistem geçerli.
MHP ve CHP’deki inşaatçılar, AKP ile de yakından çalışıyorlar. AKP’nin inşaat şirketlerine taşeron iş yapan muhalefet partili inşaatçılar var. Ayrıca, muhalefet partilerinin kontrolündeki belediyeler de kendi inşaatçılarının önünü açarken, AKP rejimi ile işbirliği yapıyor. Hangi partide olduğu fark etmeksizin her ilçede gökdelen ve lüks konutlar yapılıyor.
Kılıçdaroğlu istediği kadar uğraşsın, istediği kadar kaliteli kişilerden A ve B takımları kursun, partisi yerelde ve merkezde inşaatçıların elinde esirdir. Asla etkin ve ciddi muhalefet yapmazlar, yapılmasına da izin vermezler. CHP’nin sahilli beyaz Türk tabanı ise, hedonist bir şekilde, günü kurtarmaya çalışmakta, borsadaki kazançlarını dert etmekte ve ev satın almaktadır. Hiç bir fedakârlığa asla girişmemektedir. Anadolu’nun ve İstanbul’un kenar ilçelerinin CHP ofislerini gezenler, terk edilmişliği anında göreceklerdir. CHP için geçerli olan bu analiz, büyük oranda MHP için de geçerlidir. MHP’nin ayrıca lider sorunu da vardır.
Muhalefet bu durumda olunca, Türkiye’ye demokrasinin geri gelmesini isteyen insanlar, AKP içindeki muhtemel bölünmelere umut bağlamak zorunda kalmış durumdalar. Buna Erdoğan’ın buna engel olabilecek güçte olduğunu kabul etmek gerekir. Zaten, bundan sonra İslamcılıkla geçmişte şöyle ya da böyle ilişkisi olmuş hiçbir siyasetçiye asla ve kata güvenmemek gerekir. Eski İslamcıların yazar vs. olanların ise sadece itirafları kıymetlidir.
AKP, CHP, MHP ile bağı-bağlantısı olmayan merkez sağ ve merkez sol partiler ortaya çıkmadan demokrasi bu ülkede bir hayaldir. Bu partilerin ortaya çıkmasına da Erdoğan, her tür mafyatik yöntemle engel olacaktır.

KAYNAK: MEYDAN GAZETESİ